9 Ağustos 2017 Çarşamba

Mina



Sai'de akrilik fırçası denemece

28 Ocak 2017 Cumartesi

Beni delirten ps işi. Arkadaş b ye basılıyken i ye basınca alırsın rengi geri otomatik b ye dönersin bana neden 74836587348965438964839 kere i b i b i b i b yaptırıyorsun. Neyse bu sayede değişik yerleri kurcalayıp yanarlı dönerli ışıklar buldum:p

16 Aralık 2016 Cuma


Tesadüfen okula gitmem, tesadüfen gsf tarafına geçmem ve anlamsızca etrafta dolaşmam sonucunda yıllar önce yaptığım muzcuklarla bir anda karşılaşmam çok keyifliydi:) Facebooka yılda 1-2 kere girdiğim için haberim olmamış ve sergi bitiminden 2 gün önce görebilmişim:) Azıcık yamuk asılmışlar ama neyse hihoh:p

20 Kasım 2016 Pazar

Ya ben seni nasıl unutmuşum canımmm

Telefonla ilk işim.
Biraz şapşiğim ama iyi kalpli birine benziyorum bence
Yeni fırçalar denemeye doyamıyordum

22 Ekim 2016 Cumartesi

6

21 Ekim 2016 Cuma

İş görüşmesine gelmiştim

30 day drawing challengeımız

27 Ekim 2015 Salı

Therafluyla Tylol Hot

 


30 Haziran 2014 Pazartesi

Aslansın

 



Kaplansın

Yazyazyazyazzzzz!!!!!!!!!!!!

 

13 Nisan 2014 Pazar

Ahri

 

1 Ağustos 2013 Perşembe

Terkoz

İki kızın bir öğle laylay Terkoz gezmeye Taksim'e gidip, plastik mermi, biber gazı ve tazyikli suya maruz kalıp, güçlükle bulup sığındıkları yerden, gece olup da son vapurlarını kaçırana kadar çıkamamaları üzerine.

8 Haziran 2013 Cumartesi

Gezi

On iki gündür çıkartılan gözlerin anısına...
ve bütün katillere lanetle........

29 Mayıs 2013 Çarşamba

Copic Kızı

Copic kızı copic kızı bana daha çok copic ver çok çok copic ver çok copic çok çok copic çok!!!

13 Mayıs 2013 Pazartesi

ZIPZIPZIP

İşte animasyonu neden bıraktınnnnnnnnn......... nasıl bırakırsın.... sorularına sözsüz cevabım:PP Sahne ve robot Naci örtmenciğimin. :)

7 Nisan 2013 Pazar

One

Karaoke yapmak için sahneye çıkanların arkadaşlarına seslenip onları yanına çağırmalarının yanıtsız kalmasına kimilerinin gönlü elvermeyebilir.

6 Mart 2013 Çarşamba

Bugün yolda karşılaştığım bir kediye eğilip parmağımı uzatmam ve onun da gelip burnunu parmağıma değdirmesi sonucu oluşan elektrik çarpması nedeniyle zavallı kediciğin yaşadığı şok ve burnunda hissettiği acının sorumlusu elektrik kaçağı yapan kasa üreten Asus'tur. Bu bilgisayarı aldığımın ertesi günü ekranındaki ölü pikseli fark edip geri götürdüğüm ama mağazadan alınan ürünlerin değişimini yapmadıklarını söyleyen aç Vatan Bilgisayar'dır. Ben değilim. Ayedaş bile olabilir ama ben değilim. Durup dururken karmamı kirletiyorsunuz!

26 Şubat 2013 Salı



Kalbim, saç kurutma makinem, farem, lambam ve paylaşımcı kişiliğim.

Niervi


20 Ekim 2012 Cumartesi

Manul

Themis

15 Ekim 2012 Pazartesi

Wisptis

Kaymakdonduran

6 Ağustos 2012 Pazartesi

112 Acil

Geçen gün üst katın su baskınını haber vermek için İtfaiye 110'u arayacağıma Acil Servis 112'yi aramışım. Herhalde bir yanlışlık daha yapıp mesai saatleri dışında aramışım ki 3 kez aramama rağmen telefon açılmadı. Acil durumları mesaiye rastlayacağından emin olmayanların şimdiden farklı tedbirler almasını öneririm.

112 Acil Servis'in tam yetkili kurum olarak geçtiği için şikayet edilebilitesi olmadığını da eklemeliyim.


Hatta bu tarz bir yazıyı daha çok insana ulaştırmak için bazı sitelerde yayınlarsanız silinebileceğini de eklemeliyim.


Bu kadar klasikleşmiş bir durumu kim kimden saklamaya çalışıyor anlamadığımı da eklemeliyim.


Tüm bu olanların hepsini çok gerizekalıca bulduğumu da eklemeliyim.


Gelip bunu da silmelerini önerdiğimi de eklemeliyim.

10 Haziran 2012 Pazar

/gg


Denediğim kumaş kalemlerinin değerlendirmesi:
Zig Fabricolor 2mm cidden çok saçma bir kalem, bu Deviruchiciğin gövdesinde kullandım kahverengisini ve yarısında bitti. Merak edip içini açtım upuzun kalemin çift taraflı uçlarına kısacık kartuşlar koymuşlar kalem boyunun 1/5i kadar. Tebrikler.
Artline Shirt Marker 2mm yavruağzı rengin markası o da malesef ki dağılıyor. Gerçi kumaş biraz naylonluydu onun da etkisi olabilir ama diğerleri dağılmadı.

Pentel Gel Roller for Fabric 1mm i de siyah kontur için kullandım en iyisi oydu ama hepsi ama hepsi ilk yıkamadan itibaren soldu. 
Şişe kumaş boyaları gibi kalıcı değiller ama onlar gibi kalıp şeklinde de durmuyorlar kumaşın üzerinde.
Pamuklu üzerine çizmek daha kolay ama o da soluyor. Öyle de yaptım bir kaç tane ama onlar hediye olup gitti:) İşte böyleyken böyle. 

25 Mayıs 2012 Cuma

Ölçüsünü Bilen Baykuş

13 Mayıs 2012 Pazar

Leziz Ceset

yeni şarabı içecek.

2 Mayıs 2012 Çarşamba

Gelincikcik


Sai ile yapmadım.

Gelincikcik'i bacaklarının arasına tekerlek soktuğum gence gönderiyorum.
Umarım en yakın zamanda sağlığına kavuşur, gözleri hep çiçekler, böcekler, güzel şeyler görür.

2ay sonra.......

Sayın Acidpie;

Söz konusu bisiklet yolu ile ilgili talebiniz değerlendirmeye alınmış olup programımız dahilinde yapılacaktır. Duyarlılığınız için teşekkür eder, iyi günler dileriz.


Saygılarımızla


Kadıköy Belediyesi

Senin için, benim için ve her bisiklet sürme teklifimi artık düşünmeden reddeden arkadaşlarım için.:)

1 Mayıs 2012 Salı

Bisiklet Yolu ve Bakar Körler

Bakar körler, taşıt yolunu ortalayıp yürümenin tehlikeli olduğunu, her gün yaşanan feci kazalara defalarca bakarak bir şekilde kabullenmiştir. Ortalayıp yürümekten çekinmediği diğer yolları ise kendi mantığıyla şu şekilde kategorize eder.

Koşu yolu: Ayakkabılarını turuncu yapan pis yol.
Çimli, çiçekli yol: Köpeklerinin tuvalet yolu.
Bisiklet yolu: Yaya yoluna göre nedense daha tenha olan, adım başı bisiklet resimleriyle, renkli levhalarla süslenmiş eğlenceli yol.
Bisiklet yolunun on katı genişliğindeki yaya yolu: Resimsiz, sıkıcı yol.

Dolayısıyla bisiklet yolu üzerinde bakar körlere sıklıkla rastlamak mümkündür ama her birine tek tek "Bak güzel kardeşim.." diye başlayan nasihatler vermek mümkün değildir. Olsun sorun değil, bir musibet bin nasihatten iyidir. Bakar körlerin yanından bisikletinizle geçerken hafif bir dirsek çarpma, makas atma, sürtünüp geçme ya da üstüne sürme gibi küçük, masum, uyarıcı hareketler, baktıklarını görmelerini sağlayacaktır!! Yalnız, ilk görmeye başlama anında verdikleri ani tepkiler hakaret içerebilir ama bu da sorun değil çünkü saniyeler sonra yüzlerindeki o şaşkın, sinirli ifade minnettarlığa dönüşecektir. Baktıklarını görmelerini, yerdekilerin resim değil trafik işareti olduğunu fark etmelerini hatta olası kazalardan korunmalarını sağlamış olan siz, dönüş yolunda küçük bir tebessümle bile karşılaşabilirsiniz.

Dönüş yolu bir süre kadar çok keyiflidir. Emek verip boşalttığınız yolun keyfini olabildiğince çıkarın çünkü sonlarına doğru sizi yeni bakar körler karşılayacaktır. Tam görmeyi öğrenmiş yayaların bittiği yerde yolun tamamını arkadaş grubuyla kaplamış yayalar görürseniz ve üstlerine sürdüğünüz halde hareket etmezlerse, onların da çoğunluk olan bakar körlerden olduğunu varsaymanız çok normaldir. Aralarından birini seçip bisikletinizin tekerleğini bacaklarının arasına kadar sokup durmanız ve hazır yüz yüze gelmişken "Bak güzel kardeşim.." diye başlayan konuşmayı yapmanız da normaldir. Karşınızdaki "Görsem yürümezdim." derse ve arkadaşları da "O görme engelli." derse, bu da bulunduğunuz yol üzerinde yaşanabilecek en normal durumdur aslında ama bakar körlerin öylesine çok olmaları anormalliği, bu durumu da normallikten çıkarmıştır ve size böyle absürt bir olay yaşatmıştır. Burada yaşattığınız musibetin de, verdiğiniz yersiz nasihatin de, içine girdiğiniz duygusal çöküntünün de sorumlusu görme engeli olmadığı halde baktığını göremeyenlerdir!! Onlara küçük bir dirsek de siz atın ki sahip oldukları gözlerin hakkını versinler.

14 Mart 2012 Çarşamba

Muzcuklarım

Füzen, 20dk
Toz pastel, 40dk
70 x 100 cm

5 Şubat 2012 Pazar

Kışşşşşşşşş

Bit!

28 Aralık 2011 Çarşamba

Baykuşçuklar ve Büyülü Fotoğraflık


Ön



Arka



A4, 0,5mm, alüminyum

3 Aralık 2011 Cumartesi

Baykuşçuk ve Büyülü Fular I


        İşte bu:pp      
    Bu kısmı da yerim!!!!!!! ---> 

17 Eylül 2011 Cumartesi

Pud

Sen aşırı derecede sevimli bir şeysin!!!

29 Haziran 2011 Çarşamba

DOKTORLARDAN ÖĞRENDİKLERİM

http://acidpie.blogspot.com/
vs
http://benbugunbunuogrendim.blogspot.com/


Gözcü

Geçen gün Göz bölümünde çalışan doktora, dijital bir çizim yapıp ayna görüntüsünü aldığımda iki görüntünün çok farklı olduğunu, gözlerimde bir problem olabileceğini söyledim. Gözlerimi inceledikten sonra birinin -0,25 diğerinin +0,50 derece olduğunu, bir gözün eksi değerde diğerinin artı değerde olmasından dolayı düz çizgi çizemeyeceğimi, ayna görüntüsündeki farklılığın nedeninin de bu olduğunu söyledi. Sürekli kullanmam için bir gözlük verdi. Bir sefer kullandım.

Kulakçı

Başka bir gün Kulak Burun Boğaz bölümünde çalışan doktora "Sağa dönüp konuştuğum zaman sol kulağım tıkanıyor." dedim. Kulağımı, burnumu ve boğazımı inceledikten sonra Alerjik Rinit nedeniyle burundan yeterince nefes alamadığımı, bunun kulağa hava gitmesini engellediğini, kulak içinin nemli kaldığını söyledi. Bu nedenle tıkanma olabilirmiş. Kulak basıncını ölçmesi için Kulakçı 2'ye gönderdi. O da tragusumdaki küpeye çok şaşırdı ben de onun kulakçı olup da hiç tragus küpesi görmemiş olmasına çok şaşırdım sonra Kulakçı 1'e geri döndüm. Basıncım normalmiş. Mevsim geçişlerinde alerji ilacı almayı ihmal etmememi söyledi. İkisi burun spreyi olmak üzere dört tane ilaç verdi. İlaçları kullandım. Şikayetim sona erdi.




Mideci

Şimdiye kadarki tüm abuk sorunlarıma çok mantıklı cevaplarla çözümler sunan doktorlara saygım ve inancım tam olarak, arada bir ağrıyan midemi muayene etmesi için, o an hiçbir rahatsızlığım yokken Gastroenteroloji bölümünde çalışan doktora gitmiş bulundum.
Varsayım 1: Mideci, "Keşke benim de inceleyebileceğim Ailesel Akdeniz Ateşi(AAA) rahatsızlığı olan bir hastam olsa.." diye odasının köşesinde iç geçirerek, küçük bir umutla yeni hastayı beklemekteydi.
Varsayım 2: Mideci, sürekli ellerini yıkarken bir yandan da açık pencereden odaya giren virüslerin solunum yoluyla vücuduna girmesi durumunda oluşabilecek hastalıkların latince isimlerini, tedavi aşamalarını, tedavinin yanıt vermemesi durumunu düşünerek panik olup, tüm mikroplarıyla beraber gelecek olan yeni hastayı beklemekteydi.
Varsayım 3: Mideci, uzmanlık tezini AAA hastalığı üzerine yazacaktı ve bu pek yaygın olmayan, daha çok Ermeni, Yahudi, Arap ve Türklerde görülen hastalıktan muzdarip bir kişiye rastlamak için bulunduğu coğrafi koşulların uygunluğunu düşünerek heyecanla yeni gelecek AAAli hastayı beklemekteydi.
Odaya girdim, Mideci ellerini yıkamaktaydı. Diğer doktorlara anlattığım şikayetler gibi, bu birkaç kez yaşadığım, sürelerini hiç hatırlamadığım mide ağrısını da alengirli bir hale sokarak  "3-4 ayda bir 3-4 gün tarifsiz bir mide spazmı yaşıyorum, çok kıvranıyorum, iptal oluyorum." dedim ve "Bil bakalım nedir?" bakışı attım. Mideci, "Eureka!! Eureka!!! Benim de artık AAAli bir hastammmm varrrrrrrrr!!!!!" iç sesiyle titreyerek "AAA olabilirsin!" dedi.
Semptomları 3-4 ayda bir 3-4 gün süren ateşle beraber karın ve eklem ağrısı olan AAA hastalığı konusunda hiçbir fikre sahip değildim. O an sadece atmıştım ve rakamları tutturmuştum. Mideci de çoktan tanıyı koymuştu, emindi ama yine de sordu, "Ailede AAAli var mı?  Şekeri olan var mı? Ataklar ateşli mi geçiyor? Karın ağrısı, eklem ağrısı oluyor mu?.." vb. Tüm sorularına "Hayır, yok." cevabı aldı. "Peki, nerelisin?" dedi. Aldığı cevaplar hiç umrunda değildi. "Hepimiz Hrantız, hepimiz Dinkiz" diyerek muayene sedyesine uzanmamı istedi. Derin nefes almamı söyledi ve karnımı muayene etti, etti, ettiiii... O kadar uzun süre muayene etti ki özel yoga, pilates öğretmenim Emre'den öğrendiğim tüm nefes tekniklerini yattığım yerde çalışma fırsatı buldum. Mideci hiçbir şey söylemeden ellerini yıkamaya gitti. Peki ben de tam o anda çantamdan ıslak mendil çıkartıp karnımı silsem yakışık alır mıydı? Hayır.
Mideci bir kağıt aldı ve üzerine tam milyon tane test yazdı, hepsini yaptırmamı istedi. AAA teşhisinin Dna testiyle yapılabileceğini ama öncesinde bunların da yapılması gerektiğini, bunlarda bir mide rahatsızlığı çıkmaması durumunda bana genetik laboratuvarı yollarının göründüğünü söyledi. Bir de tam milyar tane yan etkili, hücre bölünmesini engelleyen bir kanser ilacı yazdı. İki kutu. Hayatım boyunca 3/24 kullanacağımı, tanı kesinleştiği zaman da sürekli bu ilacı alabilmem için adıma bir rapor yazacağını falan söyledi, derhal ilaca başlamamı tembihledi. Hala heyecanını muhafaza eden Mideci'nin AAA_AAA bakışları arasında odayı terk ettim.
Konu hakkında eczacı olarak babama ve doktor olarak da dayıma danıştım. AAA olamayacağımı ve ilacı kullanmamamı söylediler. Ben de onlarla aynı fikirdeydim. Testleri yaptırıp, mide rahatsızlığı yazılı kanıtımı Mideci'ye "Gastrit çıktım, naberrr?" diyerek göstermek için önce endoskopi ünitesine gittim. Ayşegül aptisinin "Endoskopi çok kolaymış incecik bi kamerayla bakıyorlarmış, ben yaptırmadım ama öyle diyorlar, kesin yaptır." sözleriyle yetinmeyip internetten araştırmış ve endoskopi denen şeyin 21.yüzyılda hala bahçe hortumu kalınlığında bir hortumun hastanın genelde narkozla bayıltılarak ağzından sokulup midesinin görüntülenmesi işlemi olduğunu öğrenmiştim. Bayıltılmayan hastaların da boğazının spreyle uyuşturulmasına rağmen 10 dakikalık süre içerisinde sürekli öğürdüğünü, böğürdüğünü, geğirdiğini, ağladığını, bağırdığını da okumuştum ama bayıltılmamaya kararlıydım. Endoskopi bölümüne gittiğimde elime 6 sayfalık bir bilgilendirme yazısı verildi ve kabul ettiğime dair imza atmam istendi. "Haa, tebi tebi atarım ben sonra deyip kağıtları alıp hastaneden uzaklaşırken teyzemle konuştum ve o da Ayşegül aptisi gibi kendi yaptırmamış olduğu halde "Çok kolay çok, kaçma sakın." diyerek beni ikna etti. İmzayı attım ve odaya girdim. Mideci 2 ile göz göze geldik. Birbirimize sabit ve donuk bir şekilde baktık, baktık ve baktık. Mideci 2, bir hamlede maskesini taktı ve yaklaştı. Donuk bakışlar devam etmekteydi. Mideci 2, donuk bakışları maskenin üzerinden bir gözünü kırparak böldü.
Ben, dudak kıvırdım. Mideci 2, dudağımdaki takıyla ilgili sorulan o biricik soruyu sordu: "Onun arkası var mı?" Ben de biricik cevabımı verdim: "Evet, arkası var." Bu sefer de ben Mideci 2'ye endoskopi öncesi sorulan belki biricik soruyu sordum: "Bayıltılacak mıyım?" Bu soruya pozitif cevap almam durumunda mekanı ışık hızıyla terk edeceğim için dikkatle maskenin içinden gelecek cevabı bekledim. "Bayıltalım mı?" dedi Mideci 2. "Hayır." dedim. Boğazımı yutkunamayacağım kadar uyuşturacak spreyi sıkmaya başladı. Bir yandan da komikli şakalar yapmaktaydı. Mideci 2 bayağı bayağı eğlenceli bir doktor çıkmıştı. Midemde hortumla kahkaha bile attım. Ayrıca kocaman ekrandan izlediğim midem, içtiğim galonlarca kolaya rağmen o kadar temiz o kadar tatlıydı ki kendi iç güzelliğimden etkilendim. İşlem bitti, Mideci 2 "Bir şeyin yok." dedi. Midecilerin gastriti bir şeyden saymadığını aşağıda daha iyi anlayacağız. Tanı: Antral Gastrit yazan kağıdı aldım. Çok rahat geçtiği için teşekkür ettim. Odadan, etrafta endoskopi yaptıracak birileri varsa onların korkmamasını, sakinleşmesini sağlamayı asli görevim kabul ederek yüzümde kocaman bir gülümsemeyle çıktım ve diğer testleri yaptırmak için yola koyuldum.
Kan vermek daha önce bayılıp gözümü acilde açmama neden olmuş bir işlem olduğu için en çok ondan korkmaktay-
dım ama testleri çabucak tamamlayıp Mideci 1'e sonuçları götürüp şu AAA teşhisinden bir an önce kurtulmak için cesaretimi toplayıp bankoya yaklaştım. Tüpçü, öndeki kıza bir tane tüp verip "Sonucunu yarın alabilirsin." dedi. Ben de arkadan "Neee? Yarın mı? Bugün alamaz mıyız?" dedim. Tüpçü "Onun öyle, senin nasılmış bakalım.." dedi ve bilgilerimi girdi. Makineden çıkan iki metre barkodu tek tek tüplere yapıştırmaya başladı. Tüpcünün avcu tüple dolmaktaydı. "Bu ne? Bunların hepsine ben mi vereceğim kan?" dedim. Tüpçü "Evet." dedi. "Öğle yemeğinden 2 saat sonra da tekrar gelip Tokluk Kan Şekeri Testi için vereceksin." diye ekledi ve tüpleri ellerime tutuşturmaya çalıştı.
İşte o an, vereceğim tüm kan beynimdeyken hiç tüplere yanaşmadım bile. Önce çirkinleşip "Ben veremem bu kadar kan falan. Gidiyorum ben." dedim. Tüpçü hala ısrarla tüpleri itelediği için bu sefer de masum bakışlarla ve dolu dolu gözlerle "Ama ben bayılırım ki benim tansiyonum düşüyor, bunlar çok fazla, ağlarım ben.." dedim. Tüpçü hiç nazımı çekecekmiş gibi görünmemekteydi. Aldım altı tane kocaman tüpü, "Sen çekmezsen babam çeker nazımı." diyerek uzaklaşıp babamla konuştum. Babam, kanın tek seferde alınacağını söyledi. İşte ihtiyacım olan sihirli cümle de buydu çünkü altı kez alınacağını düşünmekteydim gerçekten.
Tüplerin tamamen dolmayacağını da söyledi. Biraz rahatlayıp hemşirenin yanına gittim. Hemşireyle yine de tedirginliğimi paylaştım ama o otomatiğe bağlamıştı çoktan, şırıngayı falan çıkarttı gözümün önünde. Ters tarafa bakıp bu kan şekeri testi için de kanın şimdi alınmasının benim için çok çok uygun olduğunu, tok olduğumu, yemek yiyeli tam tamına iki saat geçtiğini söyledim. Kolumun arasına pamuk sıkıştırılıp, öğleden sonra görüşülmek üzere yollandım. Artık sinirlerim gerilmeye başlamıştı. Yapılan bu milyon tane testte ruh sağlığımla ilgili bir şey varsa değerlerimin normal çıkmayacağından emindim. Bir hasta bakıcı ve bir de idrar tahlili bankosunda duran Çişçi'yle tartıştım. Bunların detayına girmek istemiyorum. Öğleden sonraki kanı da başka bir hemşire alırken kolumdaki iğne izini görüp "Sabah da kan verdiniz herhalde." dedi. Ben de "Yok ben eroinmanım, kollarım hep böyle delik delik bak.." dedim içimden, dışımdan da "Evet." dedim.
Ertesi gün tüm sonuçları aldım. Her şey normaldi maşşşşaalla. Şimdi tek yapmam gereken Mideci 1'e gidip Gastrit sonucumu göstermek, verecekse ilacımı almak ve bu konuyu kapatmaktı. Odasına girdim. Mideci 1 yemin ederim yine ellerini yıkıyordu. Sonuçları gösterdim. "Hiçbir şey çıkmamış işte, AAA testi yapılacak." dedi ve genetik laboratuvarı kağıdı çıkarttı. 12 mutasyon!!! taramasını işaretledi. Problemimin gastrit olduğunu, ağrısını ilk anlatırken biraz abarttığımı, gastrit olan bir arkadaşımla konuştuğumu, şikayetlerimizin tamamen aynı olduğunu, midemin ağrıdığına emin olduğumu, tamam 3-4 gün değil  arada 1-2 gün sürüp çok azcık ağrıdığını, aralıkların da 3-4 ay değil, bazen 1 ay bazen 10 ay olduğunu ve gastrit ilaçlarının iyi geldiğini söylemem hiçbir işe yaramadı. "O, öyle bir ağrı yapmaz. O, hiçbir şey değil. AAA ilacına muhakkak hemen başla. Dna testi yaptıracaksın." dedi. Kafaya koymuştu beni ya AAA yapacaktı ya da AAA yapacaktı.
Varsayım 1: Ben Dna testi yaptırırım, sonuç negatif çıkar ve Mideci 1 hırsından hiçbir şey kaybetmeden bu testlerin zaten 5% yanlış çıkma payı olduğunu söyleyip tekrar yaptırmamı ister ve tekrar yaptırmamı ister.
Varsayım 2: Bu 5% yanlış çıkma payıyla ben AAA çıkarım, Mideci 1 ile asıl maceramız işte o zaman başlar.
Varsayım 3: Mideci 1 bu arada kendine gerçek bir AAAli hasta bulup onunla ilgilenir, peşimi bırakır.
Sonuç: Gastritim!!!!! Bu konu da burada kapanmıştır. Bu da böyle bir anımdır. Bir daha da durup dururken hastaneye gidip doktorlara abuk sorular sormayacağım. Gerekmedikçe bir daha hiç hastaneye de gitmeyeceğim! Geçmiş olsun... Kimsenin de hastaneye gitmesi gerekmesin. Gökten üç elma düşmüş hepsi de Mideci 1'in başına!
Sağlıklı günler.

20 Haziran 2011 Pazartesi

Yengecburger

Yaz!

18 Haziran 2011 Cumartesi

Bri

Boyayıp silme tekniği. Bir adı var mı bilmiyorum. Bir sefer okulda toz pastelle yapmıştık. Bence dijital çizimlerde de pek kullanışlıymış. Fırça seçme, ayarlama derdi yok boya boya boya sil:p
Brigida seni seviyorum!